Bize De Bekleriz Bi Gece

Etiketler

, , , , , , ,


Durdu ve yüzüme bakıp gülümsedi. Yıldızlar tüm güçleriyle parlıyordu sanki o gülerken. Biraz daha fazla parlamak için kendileriyle yarışıyorlardı. “Salaksın” diyerek bir virgül koydu gülüşünün arasına.  Elimi tutup yürümeye başladı. ( Yıldızlar hala yarışıyordu ) İstanbul’un saçma sokaklarında dolaştık. İstanbul’un her sokağı güzel olacak değil ya. Tarih kokmayan , akıllardaki İstanbul portresinden çok uzakta duran sokakları da var. İşte siz de “buluruz bi yer ya” diyerek İstanbul’un bilmediğiniz sokaklarında yürürseniz eninde sonunda yanlış bir sapaktan sapacak ve bu sokaklardan birinde bulacaksınız kendinizi. Yapmayın. Cidden , çok salakça oluyor. “Akıllı telefonlar olmasaydı napardık biz ?” diye sordum kendime , internetten bildiğimiz İstanbul’a nereden gidebileceğimize bakarken. “Şuradan gidersek sanki geldiğimiz ana caddeye çıkabiliriz” dediğim anda kolumdan çekip “gel canım” deyip yanından geçmekte olduğumuz durakta duran, önünde kocaman “KADIKÖY” yazan otobüse bindi. Hiç durur muyum ? Ben de bindim hemen. Otobüsün hedefi Kadıköy’dü ama biz Kalamış’ta indik. Hava kararmaya başlamıştı. Sahilde yürümeye başladık. Yürüyüş yoluna yazılmış “All you need is love” yazısıyla pozlar verip fotoğraflar çekindik. Tam çok salakça pozlar verdiğimizi düşünürken bizden sonra gelen 3 kızın yere uzanarak yazıyla poz verdiklerini gördüm. Tahmin edebileceğiniz gibi 2000 Wattlık elektrik süpürgesi tarafından çekiliyormuş gibi duran dudaklar sahnedeydi yine. Sahil boyunca yürüdük. Hava iyicene kararmış , Moda’daki evlerin ışıkları yanmıştı. Sahildeki banklardan birine oturduk. Gökyüzünde Ay’a 3-5 yıldız eşlik ediyordu. Ayın haline üzüldük önce. Ne kadar da az arkadaşı var dedik. Sonra görünmeyen yıldızların haline üzüldük. Sen binlerce , milyonlarca yıl parla sonra bir kaç ne idüğü belirsiz 100’lük ampüllerin ışığında kaybol ! Olacak şey mi ? Sinirlendik. Ampullere birer küfür savurduk. En ağırlarını içimizden söyledik. Dolunay vardı o gece. Ay tüm çıplaklığıyla durmuş , kur yapıyordu bize. Yerde bulduğum bir gazete sayfasını alıp iyicene burup dürbün haline getirdim ve gözümle ay arasına yerleştirdim. Daha netti şimdi ay. Daha cezbedici. Aslında bi de mercek bulsaydım kendi teleskobumu yapacaktım ya , ona fırsat kalmadan gecenin soğukluğu içimizi titretti. Hiç riske girmeden , direk otobüse bindik bu sefer. Eve girerken son bi kez baktık o gece gökyüzüne , Ay hiç bir zaman bu kadar net , yıldızlar hiç bi zaman bu kadar parlak olmamışlardı. Geceye veda ederken gökyüzünü sakinlerinin seslerini duyduk : “Yine bekleriz”

Bir ağızdan verdik cevabı. “Geliriz tabi. Ama bize de bekleriz bi gece.”

 

Bir Üsküdar Hikayesi

Etiketler

, , ,


Üsküdar’ın ara sokaklarında yürüyorduk. Oyunun başlamasına henüz 2 saat vardı.Tiyatronun aşağısına doğru yürümeye başladık ,” Tolga Outlet” i geçip oturabileceğimiz bir yerin yokluğundan tutun da , Üsküdar’ın , Ankara’ya ne kadar benzediğine kadar alakasız konulardan dem vurduk. Tam oturacak bi yer olmadığı konusunda karar kılacakken ve yine tam o anda “ben sana yukarı doğru çıkalım demiştim” çemkirişlerine az bir zaman kala enteresan(!) desenli bir çok pastanın bulunduğu bir pastaneye oturduk. Üsküdar havasını daha iyi soluyabilelim diye dışarıya oturmayı tercih ettik. Pastalar akıl çelici olsa da ikimiz de gayet iyi biliyorduk ki pasta = göbek . Yaza fit girme planlarımız yüzünden çayın yanında pasta söylemedik. Kalp desenli altlıklarla geldi çaylarımız. Ufak ufak 7 kalp deseni vardı etrafında. Bi yandan caylarımızı içip bi yandan da yanımızda ki kitapları okuduk bi süre. Tiyatro saatine az bir süre kalmıştı ki “kalkalım mi ” diye sordu. Olur deyip hesabı ödedim. Montumu üzerime giyip unuttuğum bir şey var mi diye kontrol ettikten sonra onun hazırlanmasını bekledim. Tiyatroya doğru yürümeye başladık. Üsküdar’ın ne kadar enteresan olduğundan bahsettik. Oysa ki alelade bir semtti sadece. Garip. O an dünyanın en enteresan yeriydi bizim için. Salona girdiğimizde koltukların çoğu doluydu. Yerimize oturduktan kısa bir süre sonra oyun başladı. Aklım hala kalp desenli çay altlığındaydi. Oyun bitti.

Yıldızlar Hiç Bitmez Çünkü

Etiketler


Yaprakların yağmur damlalarına direnemeyip dudaklarını yere doğru büktüğü günlerden biriydi. Üzgündü , ağlıyor gibiydi ağaçlar. Sönmüş yıldızların karanlığı geliyordu üstümüze. Güneş bile onlara direnemeyip batıyordu yine. Yine pes ediyordu savaşmadan. Sonra mutlu olmamız bekleniyordu. Yıldızlar sönmüş , yapraklar üzgün , ağlıyor , güneş pes etmiş. Nasıl mutlu olabiliriz ki ?
Başka şeyler de insanı mutlu edebilir , dedi. Ne gibi mesela diye sordum. Kırmızı montunun ceplerini karıştırdı. baktığı 3. cepten ufak bi paket çıkarıp , “al bak mesela bu çok güzel. hep mutlu ediyo beni” deyip bi çikolata uzattı. Saçma. Saçmasın dedim. Ama gülmeme engel olamamıştım. “Olsun ama bak güldün. Bu da demektir ki çikolata onu yemeden bile mutlu ediyor bizi. Ya ne mükemmel bi icat di mi ? Kim bulmuş acaba. Bence bulan dünyanın en mutlu adamı falan olmalı. Düşünsene çikolata ya bu !” dedi. Azıcık aptallık , çokça şapşallıktan oluşuyordu resmen. ” Hem ne malum yaprağın üzgün olduğu ? Belki duş alıyo o da tüm gün pisleniyo sonuşta. Bence yağmurun tadını çıkarıyo. Güneş de kaçmıyor bence. Tüm gün çalışıyo ve çok yoruluyo akşamları dinlenmek hakkı onunda. Ve yıldızlar , bazen o kadar parlak oluyolar ki gözümüzü onlardan alamayıp diğer şeyleri görmüyoruz. Bazen sönmeleri gerekir ki geridekileri de görelim. Sonra tekrar yanarlar onlar. Ya da yeni yıldızlar yanar.
Yıldızlar hiç bitmez çünkü.”

Doctor Who’nun Tardis’ini Ziyaret Ediyoruz !

Etiketler

, ,


Doctor Who dünyanın en uzun soluklu dizisi olarak bilinir. Ki muhteşem ötesi bir dizidir. Sizi şaşırtma konusunda bir numaradır bile diyebiliriz. Neyse sözü fazla uzatmadan bu ayki chip dergisinde denk geldiğim bir şeyi sizlerle paylaşmak istedim.Öncelikle aşağıdaki linke tıklıyoruz.

BUNA TIKLIYORUZ EVET

Önce chip sayfasına ardındanda otomatik olarak google maps’e yönlendirecek bizi. Açılan sayfada Doctor’un mavi telefon kulübesini yani Tardis’i görüyoruz. Onun önünde çift ok işareti var. Ona tıklıyoruz ve allonzi !

🙂

Sağdan Soldan Şarkılar


Kaç zaman olmuş yazmamışım ben buraya yeni şarkılar. Ki fırsatım da olmuyor zaten işti , yoldu , fuardı derken yeni şarkılar dinlemeye ! Ki yeni şarkılar bulmayı çok sevdiğimden üzüyor bu biraz beni. Neyse sizi şarkılarla baş başa bırakıyorum. En azından bir kulak uzatın bu şarkılara 🙂

Vasco Rossi Cambia – Menti

Ligabue – Il Sale Della Terra

Pek güzel bi şarkı bu. Seversiniz bence. Bi kulak uzatın derim 🙂

Jake La Furia – Gli Anni D’oro

İtalyanca rap hep garip gelmiştir bana. Komik gibi ama eğlenceli 🙂

Pizza ( Пицца ) – Orujie ( Оружие )

İtalyancadan sonra birazcıkda rusçaya el atalım dedik ve çok güzel bi şey bulduk.

Stromae – Papaoutai

İngilizceden uzaklaşmışken bi de fransız olsun dedik.

Stromae – Formidable

O pöti pardon pötit ! Foğmidable ! 🙂

Şimdilik bu kadar. Görüşmek üzere ! 🙂

Kendi Rock’n Coke Line Up’ım

Etiketler

, , , , , , , ,


Rock’n Coke 2013’ün bitişinden sonra “ulan kendi rock’n coke line up’ım nasıl olurdu” diye düşündüm. Sonra da 2 günlük ( dayanamadım sonradan 3 yaptım ) bi line up hazırladım. Ne güzel olurdu dedim üstüne.

1. Gün
———
110
Ceylan Ertem
Zakkum
Mabel Matiz
Duman
Eisley
Guano Apes
Olly Murs
Imagine Dragons
Muse

2. Gün
———
Multitap
Başıbozuk
Pamela Spance
Feridun Düzağaç
Pentagram
Boyce Avenue
Teoman
Sophie Ellis-Bextor
Ellie Goulding
Fun.

3. Gün
———
TNK
The Revolters
Aydilge
Mor ve Ötesi
Özlem Tekin
Vega
Three Days Grace
Flyleaf
Parachute
One Republic

Sığmadı. 3 gün yaptım yine sığmadı. 4 yapsaydım yine sığmazdı sanırım. Ama birileri yazılacaksa onlar bunlar olmalıydı benim için.

Ben İyiyim , Senden Ne Haber ?

Etiketler

, , , ,


Eski müziklerimi karıştırırken rastladım bugün. Üniversitenin ilk yıllarında ( özellikle ilk yıl ) bağımlılık derecesinde dinlediğim bir grup vardı. Çok güzel şarkıları vardı ki pek fazla kimsenin bilmemesi üzüyor beni. Sonra diyorum ki “iyi ki bilmiyolar”. Bencilim evet. Kıskancımdır da.

Açılmayan Kavanoz

Ben iyiyim senden ne haber
Günaydın minik serçeler
Belki ben de konarım sabaha
Açıverir siyah çiçekler

Belki de her şeyi unuturum
Ama hep acıtır gerçekler
Belki ben de güneşe dokunurum
Hadi canım sen de daha neler neler

Kim bilir belki yeniden aşık olurum
Kim bilir belki o da beni sever
Düşüncelere dalar kaybolurum
Doğururum yepyeni ümitler

Birazını bana ver uykunun
Gözlerin kapandı kapanacak
Ben her zaman neysem oyum
Seven beni böyle sevecek

Şöyle bir söz vardır bilir misin
Sen hiç böyle hisseder misin
Dal rüzgarı affeder ama
Kırılmıştır bir kez ne yapabilirsin

Kim bilir belki yeniden aşık olurum
Kim bilir belki o da beni sever
Düşüncelere dalar kaybolurum
Doğururum yepyeni ümitler

Hayatımın Yalancısı

Cebimde hiç sözcük kalmamış
Koşup sana geldim bu yüzden
Meğer sana ihtiyacım varmış
Öyle duydum yapamadım bir besteden…
Meğer ne çok sevişmişiz
Anlatırken unutmuşuz
Bilmem ki bu sessizlik niye
Biz neymişiz ne olmuşuz
Hayatımın yalancısıyım bana kızma
Ben hiç yalan söyler miyim sana
Bir kez terkettim affet ama
Sen olmayınca bende yokum bu dünyada…
Hayatımın yalancısıyım bana kızma
Ben hiç yalan söyler miyim sana
Bir kez terkettim affet ama
Sen olmayınca bende yokum bu dünyada…
Hey sen bana bak bebek
Gelde vakit geçsin eğlenerek
Gülmeyi bile unutmuşuz
Biz bizmişiz el olmuşuz
Hayatımın yalancısıyım bana kızma
Ben hiç yalan söyler miyim sana
Bir kez terkettim affet ama
Sen olmayınca bende yokum bu dünyada…

Rüyalarında Bile Gül


Ne de güzel aklımda yoktun geçen akşam. Sonra o şarkı çaldı yine radyoda. Aklıma düştün yine , kalbime yürüdün arada ne varsa yıkarak.
Unutmak için uyur mu ki insan ? Uyuyorum işte ben. Gecenin karanlığı ilerledikçe ben de kararıyorum. Yalnızlığım geliyor aklıma. Issızlığının ortasında
olduğumu fark ediyorum. Her tarafım sen , ne öpebiliyorum ne dokunabiliyorum sana. İçimdekileri haykırıyorum sana duy diye. Avazım çıktığı kadar
bağırıyorum seni seviyorum diye. Duyamıyorum sesimi. Duyulmuyor. Esen rüzgarın , ıssızlığına vuran dalgaların sesi geliyor sadece hala kulaklarıma.
Söylediklerimi yutuyor dalgalar. Sustuyor beni. İnanmak istemiyor sanki seni sevdiğime ıssızlığın. Çıkmamı istemiyor , ortasında bırakmış , orada kalayım
istiyor.

Uyuyorum bu yüzden gece kök salmadan yüreğime. Omuzun gelmeyecek çünkü bu gece. Saçlarını dolayamayacağım ellerime. Yanaklarını doya doya öpemeyeceğim.
Seni öpemeyeceğim. Gecelerim amaçsız , gecelerim anlamsız. Uyuyorum.

Güneş doğuyor sabahları. Tam doğmadan çıkıyorum evden. Gün doğumuna karşı yürüyorum sokakta. Güneşin üzerine üzerine gidiyorum. Gülüşüne benziyor çünkü.
İçimi ısıtıyor. Hep güneş olsun istiyorum , hep gül istiyorum.

O çok sevdiğim şarkılardan uzak duruyorum artık. Sevmediklerimi dinliyorum , aklıma seni getirmesinler diye. Unutabilmek için uyuyorum.
Bazen rüyalarıma giriyorsun. Özlediğimi fark ediyorum. Hayalimde bile olsa seni görmeyi özlediğimi.

Gülüşü benziyor ama içimi ısıtmıyor , saçları benziyor ama onunkiler kadar güzel değil , omuzu benziyor ama onun omuzları gibi değil. Elleri benziyor ama
onun elleri gibi güzel ve zarif değil. Tutunca ısıtmıyor üşüyen bedenimi.

Her seferinde birilerini sana benzetiyorum böyle. Hiç birinde de bulamıyorum seni.

Uzaklardasın belki , çok uzaklarda. Ama gül. Sen hep gül ki kuşların bile içi ısınsın , sen gül ki çiçekler boyun bükmesin. Renkli rüyalar sevgilim.
Rüyalarında bile gül.

Güzelli Şarkılar


Sözü kısa kesicem ama diyemeden edemicem. LAN DESENİZE FİZY’DEN LİSTE PAYLAŞILMIYO DİYE ! paylaşılıyosa da ben bulamadım x2 kat rezil oldum. Neyse

Başıbozuk – Renkli Rüyalar

Sen uzak bir şehirdesin , duymuyorsun beni , yine de renkli rüyalar sevgilim. Çok özlemişim seni.

Badem ft. Vega – Uyan

Işık aydan sularına aksın bu gecenin , süzülsün öpsün gözlerini güzel sevgilinin.

Başıbozuk – Şimdi Git

Göksel – Gülmek İçin Yaratılmış

Neyse listedeki diğer şarkıları isim olarak vercem. Hepsini biliyonuzdur zaten.

Seksendört – Kendime Yalan Söyledim
Rafet El Roman – Bana Sen Lazımsın
Rafet El Roman ft. Ezo – Kalbine Sürgün
Murat Kekilli – Gel Öpem Seni
Murat Kekilli – Aklıma Gelmeyecektin
Vega – Elimde Değil
Vega – Uçları Kırık
Mabel Matiz – Sultan Süleyman
Mabel Matiz – Aşk Yok Olmaktır
Mabel Matiz – Yaşım Çocuk
Sezen Aksu – Şanıma İnanma
Sezen Aksu – Pişman Olduğun Zaman
Sezen Aksu – Seni İstiyorum
Sertab Erener – Rüya
Sertab Erener – Aşk
Sertab Erener – Sevda Ağlıyor
Karmate – Sular Akar Doldurur

Keşfetmenin Yolu Yürümekten Geçer


Şu büyük şehirlerdeki otobüs turlarını hiç sevmem. Hani şu üstü açık kocaman otobüsler vardır ya onlardan. İstanbul’da da bolca var zaten. Otobüsle gezilerek keyfi çıkmaz seyahatin. Gezmek lazım bilinmeyen şehirleri keşfetmek için. Çabucak öğrenirsiniz zaten. 2 günde St. Petersburg’da ne nerede nerelerin görülmesi lazım nereye nasıl gidilir hemen hemen hepsini tek başıma öğrendim sayılır. Olur da buralara gelirseniz benim yaptığım yürüyüş rotasını takip etmenizi öneririm. Yaklaşık 13 km ama bitirebilirseniz bir çok yeri gezmiş görmüş olursunuz.

Untitled